Cepteki Kurşun

CEPTEKİ KURŞUN

 
Ve sabah oluyorsun, gün doğuyor, ben oluyorum
Bilinmedik bir nefesle uyanıyorum
Gözleri hiç görmemiş bakışlar gibi sunuyorum kendimi
Tanıdık bir sesle konuşuyorum, dinliyorum, susuyorum
Kıyısından düşüyorum sözlerimin, bir uçurum!

Hali hazır bir kurşun gibi yakıyorum sigaramı
Yıldırıyor yıldırımca gürültüler, kızgın gökyüzü
Düşmeye hazır yağmurlar gibi baştan aşağıya hepsi
Ve şöyle sertçe bir rüzgar tutuyor ellerimi
Tek bir cevapsızla sürükler miydi gözlerimi?
Bilip anlayamadım ben, hiç tayfun olmadım ki.

Zamanla adımlar bin oluyor binlerce yolda
Yürüyüşüm yavaşlıyor kalbimin zorlandığı anda
İçime aktığında, hani gözlerimi her yaktığında,
Gülüşüm değişiyor o caddenin ara sokağında
Yeter miydi sanki ömür ,tüm zamanları geri almaya
Ne cesaretti o, neydi öyle on kuruş arasında.

Güz tutuyor baharlar yok satıyor yapraklar
Unuttum ben mevsimlerin üç hanesini
Kırılgan ağaçlar, buz gibi soğuk havalar
Gelip de gidiyor dili yasaklanmış hevesler
Yüzüm hep bir telaşe benzer
Kayıp bir şehir ve sınırda bir mülteci
Milletler arası bir hain miydi?

Kimilerinin mutluluğu kimilerin kurtuluşu
Doğrusu veya yanlışı bilinmezdi yokuşu
Doğuşunda ölüm, kalbimizde bir koğuştu
Mahkûmiyet zinciriyle bağlı hürriyet!
Hepsi bir duruş ya da tek bir vuruş muydu
Belki de cepteki son kurşundu…
.
.

.

CEPTEKİ KURŞUN – Mawish Şiirleri – ( Mert Zafer Cansever )

Bir önceki yazımız olan BİR ATEŞ BİR NEFES başlıklı makalemizde ateş, bir ateş ve bir ateş bir nefes hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir